top of page

POLİÇELERİMİ YENİLEDİM İçinden Küçük Bir FABRİKA Çıktı


Mart ayı bireysel sigortalarımın yenilendiği ay. Sevimli kartopu Snow’un Hayvan Sağlık Sigortası, konut sigortası ve yatarak tedavili sağlık sigortamız… Anlayacağınız Mart ayında benim bütçe kanatlandı, tutamıyorum.


Evcil Hayvan Sigortası; Snow’un sigortası için 3 şirketten teklif aldım. Basit bir poliçe gibi görünse de şirketlerin teminatlarını dikkatli okumak gerekiyor. Aynı sigorta şirketinden yeniledim, zira benim için acil durum ve ayakta tedavi masrafları, çip, aşı vb. teminatlardan daha öncelikli. Sonuçta canı bana emanet, acil bir durumda da veteriner maliyetleri az buz değil.


Konut Sigortası

Blogda “Terzi Söküğünü Dikemez”de yazdığım gibi, konut sigortama bayağı bir titizleniyorum artık. İçi bir sürü teminatla dolu bu poliçede dikkatimi çeken bazı noktalarla başlayayım.


“M2 bedeli doğru mu, eşya bedeli nasıl olmalı?” diye hala anlatılmıyor. Daha bir kere “bu bedel yüksek mi, eksik mi, fazla mı, evinde sanat eseri var mı, ne bileyim "kürkün var mı?” diye soran çıkmadı. Hep ben soruyorum.


Metrekare maliyetleri… Eksper arkadaşlarım “herhalde sigorta yaptırırken bu kadar didikleyen bir sensindir” diyerek takılsalar da bu konu çok önemli. "Sonra eksik çıkar, burada o kadar yazıp çizerken bir hasarda sorun yaşarsam skandal olur diyorum" gülüyorlar. Elbette onlardan fikir aldım ve bedeli belirledim.


Konut poliçesinde diğer önemli kalem de eşya bedeli. Eşya bedelini belirlerken beyaz eşyalar ve mobilyaların yanı sıra; mutfak aletleri ve mutfak eşyaları, perde ve halılar, aydınlatmalar, elektronik eşyalar, kıyafetler, ayakkabı, aksesuarlar, kitaplar, çalışma odası, ofis eşyaları derken hiç de fena olmayan bir bedele ulaştım.


Benim için öncellikli teminatlardan biri komşuluk mali sorumluluk. En az kendi bina yangın bedelim kadar limit alıyorum. 3 tarafım komşu sonuçta.


Ana kalem bedelleri belirledikten sonra “hadi dedim eksik bir şey kalmasın” teminatları tek tek incelemeye başladım.


Yangın, deprem ve klasik diğer ek teminatları geçiyor ve hırsızlıkla başlıyorum. Teklifte hırsızlık sigorta bedeli evdeki eşya bedelinin tamamı. Masa, koltuk, çamaşır makinesi dahil. Acenteme “hırsızlığı ilk ateş alsak?” diye sordum. Sigorta şirketinden gelen cevap: “Hırsızlık teminatı ilk ateş değildir.” Farkındayım, peki yapılamaz mı?


Kapkaç teminatı var poliçede — "Sigortalı veya birlikte yaşadığı aile bireylerinin, Türkiye sınırları içinde ve sigortalı konut dışında uğrayacakları kapkaç veya gasp sonucu kişisel eşyalarının zorla alınması veya zarara uğraması nedeniyle oluşan maddi zararlar ve yine kapkaç veya gasp sonucu hırsızlık sigortası genel hükümleri çerçevesinde, geçerliliği olan ehliyet, nüfus hüviyet cüzdanı ve benzeri belgeleri yeniden çıkartabilmek için yapılacak masraflar resmi belgeyle ispatlanmak kaydıyla, olay başına ve poliçe süresince toplam limitle teminat kapsamındadır; yankesicilik, aşırma ve bunun gibi hırsızlıklar ile unutma ve kaybolma kapsam dışıdır." Bu kadar söze teklifteki limit 2.000 - Bırakın parayı pulu, çalınan kimlikleri çıkartmaya bile yetmiyor.


Üçüncü şahıs mali sorumluluk: İlk teklif 25.000 TL limitle geldi. Evimde biri benim kusurumdan dolayı bir zarar görürse 25.000 TL… Açıkçası çok düşük bir limit. Herkes kendi evinin kusuruna alışıktır; hatta hayatını ona göre ayarlar. Bir yere basılmaz üstünden atlanır, bir kapı zorlanarak açılıyordur, bir şey ne yaparsanız yapın hep düşer; kusur evdekiler için normalleşmiştir, ama eve yabancı olanlar için durum farklı. Üstelik konutun özelliklerine göre riskler artabilir, özellikle de meraklı küçük çocuklar için. Mesela evimizde merdiven ve bir de çok hareketli ve heyecanlı köpeğimiz var. Gelenimiz gidenimiz de var çok şükür. Bu yüzden sorumluluk limitine çok önem veriyorum. Sigorta şirketinin verebildiği en yüksek limit 500.000 TL idi, üstelik prime etkisi birkaç yüz lira. Teminatı 20 kat artırmanın karşılığında lafı edilecek bir fark olmadığından hemen yükselttim.


Elektronik cihaz teminatı… Yazılardan hatırlarsanız iki kez faydalandım bu teminattan. Sigorta şirketinin son 3 yıldır önerdiği EC bedelinin hep aynı kalması şaşırtıcı, enflasyon poliçelere uğramıyor. Eşya bedelini düzenli olarak artıran bir sigortalıya burada da benzer bir enflasyon artışı tanımlanabilir — en azından sorulabilir. Neyse, biraz piyasa araştırması ve kapsama göz atınca teklifte tanımlanan bedelin yeterli olduğuna karar verdim. Buraya not; konut elektronik cihaz sigortasında telefon, akıllı saat, drone, küçük ev aletleri teminat dışı.


Bir kira kaybı teminatı var. Bu bina teminatı olan, evi kiraya verilmiş ev sahipleri için. Ama benim gibiler için bir teminat yok. Bu teminata göre kirada bir eviniz varsa ve ev zarar görür, kira gelirinizi kaybederseniz sigortacı size 12 ay boyunca kira bedelini ödüyor. Benim teklifimde de bu tutar yıllık 1 Milyon TL nin üzerinde. Ama gelin görün ki kendi evinizde oturuyorsanız ve eviniz zarar görür, siz başka bir eve kiracı olarak geçerseniz poliçede “alternatif ikamet için “Geçici İkamet Değişikliği Masrafları” klozu devreye giriyor. Kloz şöyle


Deprem hariç olmak üzere, poliçede teminat altına alınan risklerin gerçekleşmesi sonucu sigortalı binanın oturulamaz hale gelmesi nedeniyle sigortalının ikametini geçici olarak değiştirmek zorunda kalması halinde yaptığı makul masraflar, toplam sigorta bedelinin %15’i ve azami 125.000 TL ile sınırlı olarak teminat kapsamındadır.

Kiracı varsa 1 Milyon TL, ama ev sahibi için alternatif ikamet 125.000 TL, ev aynı, kader farklı. Açıkçası buradaki limit benzer bir konutta yaşamak için yeterli değil.


Bu arada çok önemli bir detayın altını çizeyim. Eğer deprem ve yer kayması neticesi bir kira kaybı oluşursa ve bu riskler de dahil olsun diye özellikle belirtilmediysek o zaman teminat dışı. Bu tam bir sürpriz! Poliçenin genel kurgusu ve anlatımını dinleyen kimse bu riskin hariç olacağını aklına getirmez. Bence deprem teminatı yalnızca duvarları değil, hayatı yeniden kurmayı kapsamalı ve istisnalar kıyıya köşeye saklanmamalı, aksine büyük puntolarla yazılmalı.


Tabii bir de muafiyetler var. Poliçelerin muafiyet kısmı okuyucu açısından “Teminat var” zannedilen yer, aslında onlar "kesintili ödeme” . Bakın hangi durumlarda tazminatlardan ne kadar kesinti yapılıyor ?

Teminat

Muafiyet

Açıklama

Deprem (Eşya)

%5

Her bir eşya hasarında uygulanır

Sel / Su Baskını

%2

Bina ve eşya için, toplam max 1.500 EUR

Yer Kayması

%10

Toplam sigorta bedeli üzerinden

Terör (GLKHHKNH)

%5

Her hasarda uygulanır

Elektronik Cihaz Hırsızlık (telefon vb.)

%25

Taşınabilir cihazlarda uygulanır

Makine Kırılması

%10 (min. 500 TL)

Her hasarda uygulanır

Elektronik Cihaz

%10 (min. 500 TL)

Her cihaz hasarında uygulanır

3. Şahıs Mali Sorumluluk

%10

Her hasarda uygulanır

Ev Eşyası Nakliyatı

%3

Toplam eşya bedeli üzerinden

Beyan Yükümlülüğü İhlali

%25

Yanlış beyan durumunda uygulanır


Bir de izolasyon klozu var. İzolasyon yangın sigortalarında genel bir istisna. İzolasyon ne kiracının ne de ev sahibinin kontrolünde olan bir konu; bu bir inşaat kusuru. Son yıllarda sigorta şirketleri izolasyona bağlı zararları temin etmeye başladı. Teklifteki izolasyon klozu çoğu kişinin sandığı gibi her şeyi karşılamıyor. İzolasyonun kendisinin onarımı teminat dışı ( bir daha olmasın diye tamir edilmesini istersek) ; çoğu zaman sadece içeride oluşan boya ve badana zararları karşılanıyor. Sigorta şirketlerinin bu konudaki yaklaşımı genellikle buradaki tazminatları sınırlandırmak yönünde, teklifteki limit 50.000 TL. Bazı şirketlerin konut poliçelerinde izolasyon nedeniyle oluşan zararlar da herhangi bir sınır yok; poliçe bedeline kadar temin ediliyor.


Piyasadaki konut poliçeleri neredeyse bir endüstriyel tesis poliçesi kadar karmaşık. Birden fazla teklif aldığınızda rakamlar aşağı yukarı aynı olsa da içerik karşılaştırması için klozlara detaylı bakmak gerekiyor. Ama gelin görün ki bunlar “ne olursa olsun ödenir” diye anlaşılıyor. Zaten bu kadar kalabalık bir poliçede ben de başka türlüsünü ummazdım.


Sigortalılar zaten okuma konusunda isteksiz. Bu kadar dolu bir poliçeyi hadi diyelim okusun, nasıl anlayacak? Karar kriteri sadece prim.


Basit bir poliçe gibi görünse de bir konut poliçesinde bakın içinde kaç genel şart var:


* Yangın Sigortası Genel Şartları ve klozları

* Yangına bağlı kar kaybı sigortası genel şartları (kira kaybı)

* Hırsızlık genel şartları

* Ferdi kaza sigortası genel şartı

* Elektronik cihaz sigortası genel şartı

* Üçüncü şahıs mali sorumluluk sigortası genel şartı


Bunlar herhangi bir insan için fazlasıyla karmaşık. Her birinin kendi işleyişi var. İşi gücü bırakıp sigorta çalışacak değil insanlar.


Bu arada konut sigortası teklifi almak birkaç dakikalık iş, ekrana adres ve bedeli girmek yeterli. Teklifi çalışanlar da sigortanın tekniğinden çok ekrana hakim. Hep diyorum bu sigortacılık değil!


Herkes detaylı incelemeye vakit ayıramayabilir, sormaya fırsatı olmayabilir. Bu paket poliçelerin içindeki istisnalar da — ne diyeyim — tek kelimeyle sürpriz ve hasar anında “sigortacı hasar ödemez” algısına katmerli kaymaklı sos.


Bireysel poliçeler daha yalın olmalı. Hasar anında genel şartlara atfedip “bu dahil, bu hariç” dendiğinde sonuç belli- "o kadar para verdik, yine ödememek için bir sürü bahane buldular" diye düşünülecek . Örnekte olduğu gibi, depremin sadece fiziksel hasar için geçerli olup, finansal kayıplarda hariç olduğunu kimseye anlatamazsınız, okusalardı diye konuyu kapatamazsınız da.


Primlere gelince ; Konut poliçe priminin neredeyse %90’ı deprem priminden oluşuyor. Üstelik bir de DASK (ZDS) için ödediğimiz primle maliyeti ciddi tutarlara ulaşıyor. Benim gibi hayatında tek dikili ağacı oturduğu evi olan pek çok insan için bunlar ciddi maliyetler. Günümüzün ekonomik koşullarında ailelerin karşılamakta zorlanacağı tutarlar, sigorta bilincinin eksikliğinin yanında sigortasızlığın temel nedenlerinden biri de ekonomik.


Sağlık poliçeme gelince…

Bu yıl gördüğüm rakam gerçekten dudak uçuklatıcı: %60 artış. Önce %91 artırılmış ardından indirim yapılmış hali bu!


Yılbaşında kimi grup sağlık poliçelerinin, yüksek hasar/prim oranlarına rağmen 2025 prim seviyelerine yakın oranlarla yenilendiğini gördük. Üstelik kara iştirak komisyonu ve benzeri uygulamalarla grupları elde tutmaya yönelik cazip avantajların da korunduğu bir dönemdeyiz. Bu yazıyı hazırlarken broker arkadaşlarıma grup sağlık yenilemelerindeki durumu sordum. En son %100 hasarlı bir grup sağlık poliçesini %3 ( yazıyla ÜÇ) artışla yenilediklerini söylediler. Hani medikal enflasyon ? Nerde Hasar/Prim oranı?


Duyduğum zaman şaşırdım, bazı sigortalıların primleri o kadar yüksek ki , Masak evrakları talep ediliyormuş.


İnsan düşünmeden edemiyor! Grup sağlık sigortalarında rekabet nedeniyle havada uçan indirimlerin etkisi, bireysel poliçelere mi yansıyor?


Chat GPT ile yapıldı. prim tutarları gerçek değil, örnektir
Chat GPT ile yapıldı. prim tutarları gerçek değil, örnektir

Elbette bir bireyin tekil riski, grup mantığına göre daha yüksek prim gerektirir; buna itirazım yok. Ama 20 yıldan fazladır aynı şirkette ve hasarsız bir sigortalı için %60 artış, insanı sinirlendiriyor. Bari “medikal enflasyon” oranında artsaydı, bir yere oturtmaya çalışırdım. Bu artışları daha kaç yıl karşılayabilirim?


TSB ve birkaç kaynak üzerinden Chat GPT yardımıyla sağlık sigortası hasar prim oranlarını araştırdım. 2025 Hasar Prim verileri ile basınla paylaşılan verilerden piyasa ortalaması aşağıdaki şekilde çıktı


Tamamlayıcı Sağlık %90 – %110

OSS (Ayakta + Yatarak) %70 – %85

Sadece Yatarak %45 – %65

Grup Sağlık %75 – %95


Belirttiğim gibi bu oranlar resmi değil, zira sağlık sigortası verileri yatarak ayakta detayında değil, sonuçları piyasa ortalamaları olarak okuyabiliriz. Yatarak tedavi teminatında hasar/prim oranının daha düşük olduğunu tahmin ediyordum, öyle de çıktı. Acente komisyonu ve genel maliyetler dikkate alındığında sağlık sigortacılığında sürdürülebilirliğin büyük ölçüde yatarak tedavi teminatlı poliçeler üzerinden sağlandığı görülüyor. Farklı ve düzeltilmesi gereken bir bilgi varsa lütfen paylaşın.


Türkiye'de sağlık sigortası bir hastalık finansmanı, ama olması gereken sağlık yönetimi. Bu çok büyük fark. Sağlık sigortasında sürdürülebilirlik yalnızca prim artırarak sağlanamaz. Check-up, erken teşhis, kronik hastalık yönetimi ve sağlıklı yaşamı teşvik eden uygulamalarla önleyici sağlık sigortacılığı yalnızca sigortalının hayat kalitesini artırmakla kalmaz; uzun vadede sistemin mali dengesini güçlendirir. Sağlık sigortacılığı yalnızca hastalığı finanse eden bir model olmaktan çıkıp sağlığı yöneten bir yapıya dönüşmeden, bu dengeyi kurmak zor görünüyor.


Bugün bireysel bir sigortalı olarak ödediğim primlere bakınca şunu düşünüyorum: Poliçeler yenileniyor ama yapı değişmiyor. Sigortalılar her yıl biraz daha fazla prim öderken konu giderek daha da karmaşıklaşıyor.


Sigortalılığı artırmak için toplumun her bireyinin farkındalığını hedeflediğimizi sık sık söylüyoruz. Ancak bu kadar detay, bu kadar istisna, bu kadar teknik ifade insanı yoruyor, kaygılandırıyor ve çoğu zaman sigortadan uzaklaştırıyor. Primlerdeki dengesizlik ise sigortalıları olumsuz etkiliyor.


Bana göre başlangıç noktası daha basit ürünler olmalı. Mikro sigortalar ve parametrik teminatlar bu açıdan önemli bir fırsat sunuyor. Mikro konut, mikro işyeri, mikro sağlık gibi herkesin ulaşabileceği küçük ama anlamlı teminatlarla bir başlangıç yapılabilir.


Bunun için yalnızca ürün geliştirmek yetmez; mevzuatın da bu dönüşümü desteklemesi gerekir. Bugünkü yangın sigortası genel şartları, sigorta bedelinin sigorta edilen varlıkların gerçek değerine yakın belirlenmesini teşvik eden bir yapıya sahip. İlk ateş olarak adlandırılan, önceden belirlenmiş limit esaslı sigortalar mevzuata aykırı olmasa da, mevcut sistemin hasar esaslı çalışması ve eksik sigorta uygulaması, küçük limitli ve basit ürünlerin yaygınlaşmasını zorlaştıran görünmez bir bariyer oluşturuyor.


Mikro konut, mikro işyeri, mikro sağlık, gömülü sigorta ve parametrik ürünler bence geleceğin modeli. Dünyada Afrika, Hindistan, Güney Amerika tam bu modelle ilerledi. Bu ürünlerin yaygınlaşması yalnızca teknik bir mesele değil, sistemin genel mantığıyla ilgili.


Sigortayı yaygınlaştırmanın yolu herkese büyük poliçe satmaktan değil, herkese küçük ama anlamlı bir koruma sunabilmekten geçiyor. Giriş seviyesinde ve makul primli sigortalara acil ihtiyaç var.


Herkese güvenli günler








Yorumlar


bottom of page