top of page

LODOSUN BAŞ AĞRISI, SİGORTANIN ZOR SINAVI "Marmara’nın Lodosla İmtihanı"


Güne migrenin sinsi sinsi yoklayan ağrısıyla başladığımda lodos mu var deyip, gün içinde ağrının giderek artacağına kendimi hazırlamıştım. Gün içinde telefonla gelen su baskını ihbarları, trafikteyken 1 m öteyi göremeyecek kadar yağan şiddetli yağmur, sularla dolup taşan yollar, tıkanan trafikle meğer şehir daha büyüğüne uyanıyormuş.

 

8 Ocak 2026 günü Marmara Bölgesini etkileyen şiddetli lodos , başta İstanbul olmak üzere kıyı şeridindeki tüm şehirlere pasifik felaketine benzer anlar yaşattı. Hafta sonu da oldukça şiddetli rüzgar vardı ancak 8 Ocak’taki şiddetli lodos fırtınası, hayatı pek çok noktada durma noktasına getirirken, hızı yer yer 90-100 km/saat seviyelerine çıkanı rüzgar, hem denizde hem de karada ciddi tahribatla birlikte direkt ve dolaylı ekonomik zarara yol açtı.

 

İstanbul Şehir Hatları tüm seferleri durdurdu; İDO ve BUDO’nun birçok hattı çalışmadı. Kuzey Marmara Otoyolu’nda devrilen TIR’lar nedeniyle trafik aksadı ve İstanbul’daki iki havalimanında yaklaşık 100 uçuş iptal edildi. Kent genelinde 90’a yakın çatı uçtu, çok sayıda ağaç devrildi. Tersanelerin vinçleri yıkıldı. Halkalı’da konteynerler devrildi, iş makineleri sürüklendi. Aynı saatlerde Boğazlar deniz trafiğine kapatılırken Tuzla–Kartal hattında deniz sahil yoluna taştı. Bodrum katlarını basan sular, makine ve emtialarda ciddi hasara yol açtı. Valilik gün boyunca 350’den fazla ihbar aldığını açıkladı.


8 Ocak ‘ın bilançosu 

İstanbul ve Çanakkale boğazlarının kapanması, denizcilik endüstrisi için sadece bir "hava olayı" değil; kira kayıpları, artan sigorta primleri ve lojistik cezalarla birleşen multi-milyon dolarlık bir ekonomik tıkanıklık anlamına geliyor. . Günlük Bekleme Maliyetleri (Charter Rates), Demuraj Bedelleri, hammadde taşıyan gemilerin gecikmesi, Marmara Bölgesi'ndeki fabrikalarda üretim planlarının aksaması gibi pek çok dolaylı etkileri oldu.

Feribotlar (Ro-Ro) sadece yolcu değil, tır ve kamyon da taşıyor. Özellikle Bursa ve Yalova hattından İstanbul’a taze gıda (meyve, sebze, et) taşıyan araçların fırtına nedeniyle saatlerce limanda beklemesi, ürünlerin bozulması veya pazar değerinin düşmesi ile sonuçlanabilir.

Otomotiv ve tekstil gibi "stoksuz" çalışan fabrikalarda, yan sanayiden gelmesi gereken bir parçanın feribot iptali nedeniyle gelmemesi , dev fabrikalarda üretimi aksatabilir. Önemli Not Nakliyat Sigortaları gecikme kaynakları zararları ödemez.

Sahillerdeki pek çok tekne fırtına ve dalgalar nedeniyle alabora oldu, birbirlerine çarptı ve zarar gördü

 

Havada Durum; Pistlerde esen yaklaşım 100 km hızındaki rüzgar, havadakiler ve yerdekiler için sadece korkutucu olmakla kalmadı havayolu şirketlerinde şiddetli bir mali türbülansa neden  oldu. İptal edilen her uçuş, sadece bir yolcu gecikmesi değil; yakıt, konaklama, personel ve slot kaybıyla birleşen bir zincirleme ekonomik zarara neden oldu.

 

Dolaylı Ekonomik Kayıp; 8 Ocak fırtınası nedeniyle Marmara genelinde duran ulaşım, sadece batan tekneler, iptal edilen deniz ve havayolu seferleriyle sınırlı değil. Bu durum binlerce insanın ve ticari aracın yollara düşmesiyle büyük bir "dolaylı ekonomik kayıp" sarmalı yaratıyor. Marmara Bölgesi’nde her gün on binlerce kişi İstanbul–Bursa–Yalova ve boğaz hattında deniz ulaşımını kullanıyor. Seferlerin iptal edildiği günlerde binlerce çalışanın işine ulaşamaması işletmeler için ciddi “adam-saat” kaybına yol açarken, alternatif olarak köprüler ve kara yoluna yönelen on binlerce kişi nedeniyle köprü geçiş ücretleri ve yakıt tüketimi bireysel ve kurumsal bütçelere milyonlarca liralık ek maliyet bindiriyor. Gidememenin, güvende miyim tedirginliğinin ve trafikte kıpırdayamamanın yarattığı psikolojik gerginlik de cabası. 

Bedeni zararlar – Maddi Zararlar ; Şiddetli fırtına sırasında İstanbul genelinde ağaç devrilmesi, tabela düşmesi ve uçan çatı parçaları nedeniyle 20’den fazla kişi yaralandı; yaralıların çoğu ayakta tedavi edilirken birkaç kişi müşahede altına alındı. İstanbul’da doğrudan fırtınaya bağlı bir can kaybı bildirilmezken, Bursa ve Balıkesir’de iki kişi devrilen ağaçların altında kalarak hayatını kaybettiği bildirildi. 

Sokak lambaları, trafik ışıkları ve büyük reklam panoları devrilirken, kopan elektrik hatları nedeniyle birçok mahallede saatler süren kesintiler yaşandı. 

Park halindeki araçların üzerine devrilen ağaçlar ve uçan çatı parçaları nedeniyle yaklaşık 200 civarı aracın ağır hasar aldığı belirtiliyor. Sokak lambaları, trafik ışıkları ve büyük reklam panoları devrilirken, kopan elektrik hatları nedeniyle birçok mahallede saatler süren kesintiler yaşandı. 

Pek çok ilçede bodrum katların mücbir kaderi yineledi, bodrumlar dakikalar içinde su altında kalırken, fırtınanın kopardığı yaprak ve çöpler mazgalları tıkayarak şehirde göletler oluşturdu. Birçok iş yerinde zemindeki emtia ve makineler ciddi zarar gördü.

Nakavt Olan Altyapı 8 Ocak fırtınasının yarattığı en büyük kaoslardan biri, şiddetli rüzgarla birleşen aşırı yağışın şehir altyapısını nakavt etmesiydi. Birkaç saat süren tufan esnasında yolardaydım, rögar kapakları şehrin denize uzak bölgelerinde bile fışkırıyordu desem abartmış olmam. Tuzla, Kartal ve Kadıköy sahil şeridinde deniz seviyesinin yükselmesi nedeniyle yağmur suyu tahliye hatları deniz suyuyla dolunca ve rögarlardan dışarıya fışkıran deniz suyu birçok alt geçit ve bodrum katın yalnızca yağmurla değil, taşan kanalizasyon sularıyla da dolmasına yol açarak hasarı basit kurutma olayından çıkarıp, bir de dezenfeksiyon ve tam yenileme gerektiren bir daha da masraflı bir duruma getirdi. 

Köprülerin Durumu - Bu arada herkesin aklına gelen soru köprülerin durumuydu. “Rüzgâr köprünün kendi sallanma ritmiyle aynı frekansta estiğinde köprü giderek büyüyen titreşimlere kapılması durumunun yapısal hasara yol açabildiği Rezonans Tehlikesi. 10 Ocak 2026 itibarıyla Boğaz köprülerinde fırtınalı 48 saatin yarattığı yapısal ve operasyonel yorgunluk mühendislik ekipleri tarafından titizlikle incelenmiş, KGM  teknik ekiplerinin fırtına sonrası üç köprüde yaptığı incelemeler, sensör kayıtlarının salınımların tasarım sınırları içinde kaldığını (Yani köprülerin rüzgarları absorbe ettiğini) ve halatlarda da herhangi bir gevşeme ya da yapısal risk tespit edilmediğini göstermiş. Köprülerdeki TIR ve Motosiklet yasağı da kalktı.


Yalova açıklarında yüzlerce yolcu taşıyan feribotun fırtınada kontrolünü kaybedip Kocaeli yönüne sürüklenmesi ve yüzyıllık Kireçburnu Feneri’nin dev dalgalarla denize devrilmesi, yaşanan fırtınanın büyüklüğünü ve şiddetini en çarpıcı biçimde ortaya koydu.


Bunların hepsi birkaç saat içinde oldu.

 

Fırtına artık bir sürpriz değil, yeni normal

Son 5 yılda dünyayı sarsan iklim değişikliğine bağı ekstrem hava olayları, reasürans dünyasında 'ikincil risk' kavramını tarihe gömdü. ABD yi vuran büyük kasırgaları hatırlarsınız, 2005 de New Orleans ı neredeyse suya gömen Katrina Kasırgası gibi pek çok kasırga ABD de ciddi ekonomik zararlara neden oluyor. 2020-2024 yılları arasında yalnızca ABD'de milyar dolar barajını aşan 115 farklı hava olayı yaşanmış.


Amerika’nın her tarafı okyanus, ama Türkiye öyle değil , bizde öyle şeyler olmaz diye düşünür ve bize hiç uğramayacağını zannederdik.


Türkiye'de "fırtına" kavramı genellikle şiddetli yağış, sel ve hortum felaketleriyle iç içe geçmiş durumda  Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, Türkiye'de aşırı hava olayları son 10 yılda 2 katına çıkmış (2000'li yılların başında yılda ortalama 100-200 arası fırtına rapor edilirken, son 5 yılda bu sayı yıllık 500-700 bandına çıkmış)  2021 de Kastamonu, Sinop ve Bartın'da yaşanan büyük fırtına ve ardından gelen seller, milyarlarca liralık altyapı ve tarım hasarına yol açmış, 2023-2024 yıllarında  İstanbul ve İzmir'de deniz taşkınlarına neden olan şiddetli "Lodos" fırtınaları, kıyı işletmelerinde ve ulaşımda yüz milyonlarca liralık kayba sebep olurken Antalya’da her yıl tekrarlanan ve sera tarımını vuran hortumlar, Türkiye'nin tarımsal ihracat kapasitesine ciddi darbe indirmiş. Türkiye'de kaydedilen meteorolojik doğal afetlerin yarattığı ekonomik kayıp  milyarlarca TL ile ifade ediliyor. Enflasyon ve artan inşaat maliyetleri nedeniyle, 2021'de yaşanan bir fırtınanın fiziksel tamir maliyeti bugün (2026) yaklaşık 4-5 katına çıkmış durumda- yani maliyetler de katlanıyor.

 

Poliçelerdeki Fırtına Teminatı

8Ocak’ta Marmara bölgesinde yaşananlar bize konut, işyeri , denizcilik, havacılık  ve araç (kasko) sigortalarında Fırtına teminatının ne kadar gerekli olduğunu bir kez daha gösterdi.

Fırtına, sabit kıymet (endüstriyel ve konut risklerinde Yangın Sigortası genel şartlarında yer alan bir ek teminat. Peki 7 Bofor sınırını biliyor musunuz?


Fırtına Klozu (Yangın Sigortası ile Birlikte Verildiği Takdirde Yangın Poliçesine Eklenecek Kloz) Yangın Sigortası Genel Şartları Hükümleri Saklı Kalmak Kaydıyla;  Yağmur, kar, dolu ile beraber olsun olmasın münhasıran fırtına (10 metre yükseklikte hızı, saniyede 17.1 metre “7 bofor”dan fazla esen rüzgarlar) veya fırtına sırasında rüzgarın sürüklediği veya attığı şeylerin çarpması sonucu sigortalı şeylerde doğrudan meydana gelecek zararlar teminata ilave edilmiştir

Teminat Dışında Kalan Haller

1-Denizlerin, çay, dere veya kanalların fırtına da dahil olmak üzere, her ne sebeple olursa olsun kabararak riziko konusu kıymetlerde doğrudan meydana getireceği her türlü zarar. 


7 Bofor u da yeri gelmişken açıklayalım; 7 Bofor- "fırtınamsı rüzgar" ı ifade ediyor,

(Knot Cinsinden: 28 - 33 knot, Kilometre Cinsinden: 52 - 61 km/saat, Metre/Saniye Cinsinden: 13.9 - 17.1 m/s)

8 Ocak ta hızı yer yer 90 -100 km yi bulan rüzgar 7 bofor limitini aştı. Yine de hasar taleplerinizde bölgenize ait meteoroloji raporunu almalısınız.


Buraya dikkat !

Fırtına klozundaki teminat dışı durum (yani istisna) dikkatinizi çekmiştir. Peki durumda taşan rögarlar, denizin sebep olduğu zararlar hangi teminattan karşılanıyor? "Sel Su baskını"

Sel veya Su Baskını Klozu

1-Sigorta konusu şeyler civarındaki nehir, çay, dere ve kanalların taşmasının, 

2-Denizlerin gelgit olayları ve deniz depremi (tsunami) dışında kabarmasının,

3-Yağışlar nedeniyle meydana gelen sel veya su baskınının,

 4-Pis suların kanalizasyon ve fosseptik çukurlarından yağışlar nedeniyle geri tepmesinin,  5-Her ne sebeple olursa olsun yeraltı sularının, riziko konusu kıymetlerde doğrudan sebep olacağı zararlar teminata ilave edilmiştir. 

 

Sel – Su Baskını- Teminat Dışında Kalan Haller

1-Bina içindeki veya dışındaki su borularının patlaması, depolarının patlaması veya taşması sonucu meydana gelen zararlar, 

2-Kalorifer tesisatının patlaması, dahili su, yağmur derelerinin ve oluklarının taşması sonucu meydana gelen zararlar, 

3-Sel veya su baskını sonucu dahi olsa yer kayması nedeniyle meydana gelen zararlar, 

4-Yağışlar nedeniyle meydana gelmediği takdirde riziko mahali dahilindeki kanalizasyon ve fosseptik çukurlarından geri tepen pis suların sebep olacağı zararlar, 

5-Denizlerin gelgit olayları ve deniz depremi (tsunami) sonucu kabarması nedeniyle meydana gelen her türlü hasar, 

 

Hani bazen sigorta priminden tasarruf etmek için burada fırtına olmaz, burada sel olmaz , bunları teminattan çıkarın derler ya- Bir daha düşünün derim.


Düşünün diyorum çünkü fırtına ya da sel- su baskınının poliçenin prime etkisi devede kulak bile değil. Nasıl mı?


Gemini ile oluşturulmuştur
Gemini ile oluşturulmuştur

Sigorta şirketleri, her risk için bir "fiyat (rate)" belirler. Fırtına, yangın veya deprem kadar yüksek bir teknik fiyatı olmayan, primi de oldukça düşük bir teminat (örneğin bina değeri 1.000.000 TL olan bir yer için, fırtına primi 10 TL seviyelerinde) Bu kadar az primle hasarların karşılanabilmesinin sırrı Büyük Sayılar Kanunu'dur. Milyonlarca poliçeden bu "küçük" primler toplandığında, bugün Marmara'da olduğu gibi yerel bir yıkım yaşandığında hasarlar bu havuzdan tazmin edilir. Elbette bu prime karar verirken modellemeler dikkate alınır.

"Modellenemeyen" Hasar

Deprem, fay hatları bellidir ve matematiksel modellemesi (olasılık hesabı) nispeten daha sabit. Ancak bir dolunun büyüklüğü veya bir fırtınanın ani rotası, klasik modelleri çöp edebilir. Reasürans piyasası son yıllarda geçmiş 50 yılın verisiyle değil, gelecek 10 yılın "ısınma" tahminleriyle fiyatlandırma yapabilmek için "iklim değişikliği modellemesi" üzerine devasa yatırımlar yapıyor.

 

2025'in sadece ilk çeyreğinde, küresel doğal afetlerin (fırtınalar dahil) ekonomik kaybı 83 milyar dolardı. Bir önceki yılın aynı dönemine göre %54'lük bir artışı temsil eden bu tutar 2025 sonu itibariyle 313 Milyar dolara ulaşması bekleniyor. Zararın artmasındaki ilk etken hızlı yoğunlaşma denilen okyanus sularının ısınmasına bağlı olarak, fırtınaların çok kısa sürede kategori 1'den kategori 5'e çıkması (Rapid Intensification) olarak gösteriliyor. Bir bebek fırtına çok hızlı şekilde yok edici bir canavara dönüşebiliyor ve bu artık oldukça sık gerçekleşiyor. Diğer taraftan kıyı bölgelerindeki yoğun yapılaşma ve şehirlerin büyümesi maddi zararların boyutunu katlıyor. Ülkelerin genel olarak altyapıları bu kadar sık ve şiddetli doğa olayına göre yapılmadığından şehir drenaj sistemlerinin, son yıllarda görülen "süper hücre" ve sıklaşan acayip aşırı yağışlar karşısında yetersiz kalması hasarı artırıyor. Dubai yi hatırlayın! (Kırmızı Kar da Yağar mı Dubai Sular Altında)

 

2005'deki Katrina’dan bu yana hasar rekorları peş peşe kırılırken, küresel reasürans piyasası iklim değişikliğinden kelimenin tam anlamıyla dayak yiyor. 2021’deki Ida, 2022’deki Ian ve 2024’teki Helene/Milton ikilisi, reasürörlerin sermaye yapısını sarstı. Reasürörler artık sistemik statüsüne geçen bu risklere daha az hasar verdiği algısını yaratan "ikincil risk (secondary perils)" demiyorlar. Çünkü fırtına, depremle yarışan bir "birincil risk" (primary peril) haline geldi.


8 Ocak 2026 daki gibi Marmara fırtınaları reasürörlerin Türkiye ajandasını değiştirir:

Bir fırtınanın aynı anda 5-6 ili , Marmara gibi sanayi kalbi bölgeyi  vurması, reasürör için en korkutucu senaryodur. “Kümülatif Risk” tek bir olayda binlerce hasar dosyası demektir. Hasar olduğunda yedek parça ve inşaat maliyetlerinin döviz bazlı artışı, reasürörün ödeyeceği tazminatı çarpan etkisiyle büyütür.


RÜZGAR ESTİ, PRİM BİTTİ

 

Fırtınanın artık bir sürpriz olmaktan çıkması ucuz teminat devrinin kapanışı olabilir. Poliçelerde binde bir oranlarla geçiştirilen o sembolik primler, lodosun hızı 100 kilometreyi aşınca ağır bir faturaya dönüştü; önümüzdeki  1-2 yıl içinde reasürans ve sigorta dünyasında hiçbir rüzgarın 'üç kuruşa' esemeyeceği günlere kendimizi hazırlamakta fayda var.


İstanbul Valiliği hafta sonunda da şiddetli rüzgar ve aşırı yağışların süreceğine ı, ulaşımda aksamalar, soba ve gaz zehirlenmeleri ile, ağaç , direkt devrilmeleri ile çatıların uçabileceğine dair art arda uyarılarına devam etti.


Yüzyıldır gemilere yol gösteren koca fener bile binde 0,01'lik bir ihtimale boyun eğip sulara gömülüyorsa, sizin aracınız, şantiyeniz, tekneniz veya fabrikanız rüzgarın karşısında ne kadar güvende?


Herkese geçmiş olsun.


 


NOT; Köprüler gibi devasa devlet varlıkları, "Mühendislik Sigortaları" kapsamında çok özel poliçelerle korunuyor. Reasürans dünyasında "Single Risk" (Tekil Risk) olarak tanımlanır ve milyarlarca dolarlık teminat limitlerine sahiptir. Köprüde oluşacak bir yapısal hasar, reasürans piyasası için Katrina kadar büyük bir olaydır..


İlgili Blog Yazıları

 

 

 

Yorumlar


bottom of page