top of page

ŞAKA ÇOCUKLAR

Aynı gecede doğan çok bebek vardır… Ama kaçı hayat boyu aynı hikâyeyi taşır?


Herkesi hırpalayan, yoran günler yaşıyoruz. Pek çok duygunun plastik yaşandığı bu zamanlarda , belki de yaş ilerleyince insan kendine, biriktirdiklerine, yaşadıklarına, eski günlere daha derin bakıyor ve zamanında anlam yüklediği pek çok insan, durum içinde bazılarının varlığına bir kez daha şükrediyor.


Benim için doğum günleri hep özeldir. Bazı doğum günleri yalnızca bir yaş daha almak değil, hayatın başında bize verilmiş bazı hediyeleri yeniden hatırlamak. Bugün çok nadir rastlanabilecek, hayatın çok anlamlı , güzel bir hediyesinin hikayesini anlatacağım size


Önceki yazılarımdan hatırlarsınız; ben bir bahriyeli kızıyım. Bahriyeli çocuklarının kaderi biraz denizin kaderine benzer. Babalarımız denizde kaderi paylaşırken, biz de daha çok küçük yaşlarda karada hasreti, özlemeyi ve sabretmeyi öğreniriz


Ben doğduğumda babamın gemisi alargadaymış. Işıldakla haber vermişler. Bu, aslında büyük bir şans. Çünkü bahriyelilerin çoğu bebeklerini ilk kez aylar sonra görür. Bir bebeğin hatırlamayacağı ama bir ailenin ömür boyu anlatacağı hikâyeler vardır ya… İşte benim hayatımın ilk günü de böyle.


31 Mart akşamı Gölcük Deniz Hastanesi’nin koridorlarında ilk benim ağlamalarım duyulmuş. "Ne ağladın o gece" diye anlatır hep annem, hiç susmamışım.


Ama o gece hikayesi başlayan tek bebek ben değilim.


Annemin yan yatağında bebeğini kucağına almayı bekleyen genç bir anne daha varmış. Güzeller güzeli Meral Teyze…

1 Nisan sabahına doğru aynı koridorlarda bir bebek daha dünyaya merhaba demiş.

"Ajda"…


Hani yan yana görünce sorarlar ya: “Birbirinizi nereden tanıyorsunuz?” diye…Sanırım doğduğumuz ilk andan itibaren diyenler ya ikizlerdir…ya da biz.


Aynı hastanede, aynı gecede doğan pek çok bebek vardır elbette. Aynı saatlerde, aynı koridorlarda dünyaya gelen nice hayat...


Acaba kaçının arasında anneleri aynı odada sancı çekmiş, yolları çocukluktan yetişkinliğe kadar tekrar tekrar kesişmiş, hayatının daha ilk nefesinde yazılmış böyle bir bağ vardır?


İşte bizim arkadaşlığımızı nadir ve özel kılan da bu…




Tabi o yıllarda bebeğin suratına kelebek koyup paylaşım yapacak sosyal medya yok. Cep telefonunu bırakın, doğru düzgün telefon bile yok.

Yakın çevreye ve akrabalara, 1 Nisan sabahı dünyaya geldiğimiz telgrafla bildirilen bebekleriz biz.


Şaka çocuklar…


Bugün bir mesajla, bir fotoğrafla, bir emojiyle kutlanan doğum günlerinin içinde yaşıyoruz.


Ama bazı bağlar vardır ki teknolojiyle kurulmaz. Onlar kaderle kurulur.


Küçük bir yerde büyüdük, bir dönem aynı okullarda okuduk. Belki her gün yan yana olamadık. Hayat bizi farklı yönlere götürdü. Yetişkinlikte, iş hayatında, ortak çevrelerde, iyi günde, kötü günde kesişti hep yollarımız


Bu yıl da yine değişmedi.

54 yaşımın sabahında aldığım ilk mesaj yine Ajda’dan geldi. Lise yıllığımızdan bir sayfayı fotoğraflayıp göndermiş . El yazımla yıllar önce “Ajda’ma” diye imzaladığım sayfayı.


“İyi ki doğdun tatlım…Sağlıklı, mutlu, tutku ve aşk dolu yıllara…” dediği mesajını

alkışlar, kalpler, şans dilekleriyle süslemişti arkadaşım.


Aynı hastanede, aynı gecede doğan, daha ilk nefeste birbirine değmiş, hikâyesi bu kadar erken yazılmış , geçen yarım asırdan fazla zaman, yaşanan bambaşka hayatlar ve şehirlere rağmen kopmamış, yılın bu iki özel sabahını hevesle bekleyen iki kadın.


Bu nadide bağımız, genç yaşta aramızdan ayrılan Meral Teyze’yi anmadan eksik kalır. Çocukluğumuz boyunca hayatımızda bıraktığı iz hâlâ capcanlı. Bir çocuğun hayatında şıklık bazen bir elbiseden çok daha fazlasıdır; kendini değerli hissetmektir. Sadece kendi çocuklarını değil, bizleri de giydirdi, donattı. Meral Teyze’nin özenle seçip, mini butiğine getirdiği birbirinden güzel o elbiselerle büyürken, aslında onun sevgisiyle de büyüdük. Nur içinde yatsın.


Bugün çok uzak olmasa da ayrı şehirlerde yaşıyoruz Ajda’yla. Bu yüzden birlikte çekilmiş güncel bir fotoğraf koymak mümkün olmadı bu yazıya…


Ama bazı bağlar fotoğraflarla değil, hatıralarla görünür olur, mesafeyle ölçülmez. Onların gücü, başlangıcının nadirliğinden gelir.

Ve ikimizde hayatta bize bahşedilen bu nadide hediyenin güzelliğini ve kıymetini biliyoruz.


Sevgili arkadaşımı buradan hasretle kucaklıyor, doğum günümüzü kutluyorum. Daha nice yıllara şaka çocuk…







 

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar


bottom of page